Diyabette Beslenme , Şeker Hastalarının Beslenmesi

2010-01-26 00:24:00
Diyabette Beslenme Tedavisi , Şeker Hastalarının Beslenmesinin Önemi

Şeker Hastalığında Beslenme Tedavisinin Önemi

Diyabet tedavisinin amacı kan şekeri düzeyinizi normal sınırlar içerisinde tutarak, kısa veya uzun dönemde oluşabilecek sağlık sorunlarını önlemek veya geciktirmektir. Diyabetin tedavisi aşağıdaki tedavi prensiplerini içermektedir:

- Sağlıklı beslenme ve egzersiz
- Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar ve egzersiz
- Sağlıklı beslenme, insülin tedavisi ve egzersiz
- Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar, insülin ve egzersiz

Görüldüğü gibi diyabet, yaşamınızda başta beslenme alışkanlıklarınız olmak üzere bazı değişikliklerin oluşmasını gerektirmektedir. Kan şekerini oluşturan asıl kaynak yiyeceklerdir ve bu nedenle sağlıklı beslenme diyabette tedavinin temelidir.

Yediğim yiyecekler kan şekerimi nasıl etkiliyor?
Bir günde kaç kalori almam gerekir?
İhtiyacım olan enerjiyi alabilmek için hangi yiyecekleri yemem gerekir?
Daha az yağ tüketimini nasıl sağlayabilirim?
Tedavinize göre öğün saatlerini nasıl ayarlayabilirim?
Egzersiz planıma göre beslenme düzenimde yapmam gereken değişiklikler nelerdir?
Hipoglisemiden korunmam ve tedavi etmem için ne yapmam gerekir?

Diyetisyenlerden yukarıdaki sorularınızın ve diğer birçok sorunuzun cevabını öğrenebilirsiniz.

Diyetisyeniniz sevdiğiniz yiyecekleri içeren sağlıklı beslenme planınızın oluşmasında ve beslenme alışkanlıklarınızın değişmesinde size yardımcı olacak kişidir.

Diyabetiniz yeni teşhis edilmişse
Tedavi planınızda doktorunuz tarafından yapılan bir değişiklik varsa veya
Yıllık kontroller için yılda 2 kez mutlaka diyabet konusunda deneyimli bir diyetisyene danışınız.
Bir Diyetisyenle Görüşene Kadar Nasıl Beslenmeliyim?

Diyabeti olsun veya olmasın tüm insanların sağlıklı bir yaşam için yemeleri gereken yiyecekler aynıdır. Diyabetli olmanız diğer insanlardan farklı bir yiyeceği yemeniz veya yememeniz anlamına gelmez. Burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan besinlerin çeşitli yiyeceklerden karşılanmasıdır. Ancak genellikle kişiler diyabetli olduklarını öğreninceye kadar, sağlıklı beslenmek amacı ile değil de karın doyurmak amacı ile canının istediğini veya kendisine sunulan yemeği yedikleri için beslenme alışkanlıklarını değiştirmekte güçlük çekerler. Bunun için aceleci ve çok fazla kuralcı olmamakta fayda vardır.

Beslenme alışkanlıklarınızda yapmanız gereken değişikliklere sizin için en önemli olanlardan başlayabilirsiniz.

Öncelikle kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan şeker ve şeker içeren yiyecekler ile kilo almanıza neden olacak yağ ve yağlı yiyecekleri azaltın.

Bir veya iki öğün yemek yerine günde en azından üç öğün yemeye çalışın. Öğünler arasında ve gece yatmadan önce küçük bir ara öğün almanız da gerekebilir.

Alkolün tedavinize etkisini öğrenmeden , alkollü içki içmeyin.

Diyetisyeninizle görüşmeye gitmeden önceki üç veya beş gün süre boyunca içtiğiniz ve yediğiniz herşeyi not alın. Bu kayıtlar , diyetisyeninizin sizin beslenme alışkanlıklarınızı ve günlük yaşam tarzınızı öğrenmesine fırsat verir ve böylece alışkanlıklarınıza uygun bireysel bir plan oluşturmasına yardımcı olur.

 

Diyabette Öğün Planı , Şeker Hastalarının Yemek Öğün Planı

Öğünleri Planlamak

Diyabet diyetinde iki önemli anahtar vardır:

- Rutin düzenli bir yemek planı belirleyip, ana ve ara öğünlerin saatlerini saptayıp buna sadık kalmak,
- En sağlıklı gıdaları uygun miktarlarda tüketmek.

Eğer kilo vermek de istiyorsanız veya insülin kullanmak dolayısıyla daha düzenli beslenmek gibi bir zorunluluğunuz varsa doktorunuzun ve diyetisyeninizin önerilerini özenle takip etmelisiniz.

Karbonhidratları hesaplamak :

Yemek planlamasında karbonhidratların hesaplanması önemli bir yardımcı araçtır. Özellikle de diyabet ilaçları veya insülin kullananların bunu yapmaları gerekir. Her ana ve ara öğünde eşit miktarda karbonhidrat almak düzeni korumak açısından çok faydalıdır. Protein ve yağların hesaplanması insülin dozunu ayarlamada önemli faktörler değildir. Ancak bu az karbonhidrat tüketirken bol protein ve yağ tüketilebileceği anlamına gelmez çünkü kalori fazlalığı sebebi ne olursa olsun zararlı ve istenmeyen bir durumdur ve zaman içinde şişmanlık,kalp hastalığı, inme ve diğer hastalıklara zemin hazırlayacağı unutulmamalıdır. Şeker hastası olan bazı insanlar yiyeceklerini özellikle de karbonhidratları seçerken glisemik indeksi kullanırlar. Glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler düşük olanlara kıyasla daha fazla kan şekeri artışına neden olurlar. Ancak tüm düşük glisemik indeksli gıdalar sağlıklı gıdalardır da denemez. Örneğin bazı yağlı gıdalar, bazı sağlıklı gıdalardan daha düşük glisemik indeks gösterebilir. Eğer karbonhidratları hesaplamak istiyorsanız diyetisyeninizden bunun anahtarlarını öğrenmelisiniz.

Değiştirilebilir Listeler Kullanmak :

Gıdaları nişastalar, meyveler, etler ve et yerine geçen gıdalar ve yağlar şeklinde gruplara ayırmak uygundur. Değiştirilebilir bir servis günlük diyete konur. Bu servis aynı miktarda karbonhidrat, protein, yağ ve kalori içerir yani kan şekeri üzerindeki etkisi aynıdır. Örnek vererek açıklamak gerekirse; küçük boy haşlanmış patates, 1 çay bardağı kadar kuru fasulye veya mısırla değiştirilebilir çünkü hepsi bir servis nişasta grubundadır. Bunların planlanmasında diyetisyeninizden yardım almanız gerekir. Kişisel gereksinimlerinize göre uygun bir planlamayı diyetisyeninizle birlikte yapmanız en doğrusudur.

Diyabette Kilo Kontrolü , Şeker Hastalığında Kilo Kontrolü

Diyetinizdeki doğru beslenme davranışlarınızla yaşam kalitenizi yükseltebilir, geleceğe daha güvenle bakabilirsiniz...

Diyabette ilaç tedavisinin yanı sıra, yeterli ve dengeli olarak kişiye özel hazırlanmış bir diyet tedavisi çok önem taşır. Yeterli ve dengeli bir beslenme programı olmayan bireylerde diyabet kendini çok çeşitli şekillerde gösterip kişiyi sıkıntıya sokar.

Kan şekerinizi kontrol altına almada öğün sayınız son derece önemlidir.
Bu yüzden öğünlerinizi zamanında, önerilen miktarlarda ve 3 ana, 3 ara öğün biçiminde tüketmeye çalışınız...

Beslenme programınızdan pekmez, reçel, bal, marmelat, sofra şekeri gibi saf basit şeker kaynaklarını, hamur işlerini, yağda kızarmış veya kavrulmuş ve sos ilave edilmiş yiyecekleri, kuruyemişleri, kaymak, krema, mayonez gibi yağlı gıdaları, içeriği tam olarak bilinmeyen hazır besinleri çıkarınız...

Beslenmenizde lifli besinlere öncelik veriniz.
Bol miktarda çiğ sebze
(domates,salatalık) ve sebze yemeği yiyiniz...

Kepekli ekmek kan şekerinizi daha yavaş yükselteceğinden beyaz ekmeğe oranla kepekli ekmeği tercih ediniz...

Yemekleri pişirdiğiniz yağın cinsine dikkat ediniz.
Yemeklerinizi ve salatalarınızı bitkisel kaynaklı sıvı yağların karışımı ile (mısırözü, ay çiçek, zeytinyağı ve fındık yağı) hazırlayınız...
Hayvansal kaynaklı katı yağlardan (tereyağı, içyağı, kuyrukyağı) ve margarinden uzak durunuz...

Meyveleri tek başına tüketmemeye özen gösteriniz.
Meyveler kan şekerinizi hızlı yükseltir. Bu yüzden meyveleri proteinli gıdalarla birlikte ya da yemeklerle beraber tüketiniz.

Tatlandırıcılar , Diyabette Tatlandırıcılar

 

Yapay Tatlandırıcılar
Çay şekerinin diyabetlinin diyetinde iyice kısıtlanmasından sonra şeker tadı veren maddeler kullanılmaya başlanmıştır. Bunlara tatlandırıcı denir ve 2 grupta toplanır:

Kalorili tatlandırıcılar : Bunların enerji değeri vardır. Fazla miktarda alındıklarında kan şekerini yükseltirler .Bunlardan meyve şekeri (fruktoz) balda ve meyvede bulunur. Kek, pasta yapımında kullanılan tatlandırıcılar fruktozdur. Sorbitol de tatlandırıcı olarak kullanılır. Sorbitol ısıya dayanıklıdır,pişirilmekle tadı kaybolmaz veya acılaşmaz, ayrıca, kıvam arttırıcı özellikleri olduğundan reçel, marmelat gibi tatlıların ve cikletlerin yapımı için uygundur. Ancak fazla alındığında (günde 50-60 g’ın üzeri) ishal yapabilmektedir.

Kalori içermeyen tatlandırıcılar : Bunlar, günlük kullanılan miktarlarda kalorijen değildirler. Sakarin, Sıklamat, Aspartam bu gruptadır. Sakarin, çay şekerinden 300 kat daha tatlıdır. Ağızda metalik bir tad bırakmaktadır. Yemeklerle birlikte pişirildiğinde bu acı tad artar. Sakarin günlük kullanımdaki dozları ile (örneğin 15-20 tablet) emniyetle kullanılabilir. Aspartam bir aminoasittir. Şekerden 180 kat daha tatlıdır. Günlük dozlarda (15-20 tablet) zararlı yan etkisi yoktur. Diyet kola ve cikletlerin tatlandırılmasında kullanılmaktadır. Ağızda metalik tad bırakmaz. Fenilketonüri denen doğumsal hastalığın varlığında kullanılmamalıdır.
Tatlandırıcılarla ilgili önemli bir nokta da enerji veren tatlandırıcılarla (fruktoz, sorbitol) yapılmış bal, reçel, çikolata gibi yiyeceklerin masum olmadığının bilinmesidir. Diyabetliler için yapıldığı bildirilen bu ürünler sınırsız olarak tüketilmemelidir.

En çok sevdiğimiz besinler nelerdir diye düşündüğümüzde, genellikle aklımıza ilk gelen tatlı besinlerdir. Tatlıya düşkünlük insanlık tarihi kadar eskidir. Pek çok insan şekerin ve diğer enerji içeren tatlandırıcılar ile hazırlanan besinlerin oluşturduğu "tatlı lezzetten" hoşlanır. Şeker ve diğer enerji içeren tatlandırıcıların en önemli özellikleri ise fazla enerji oluşturmaları ve kan şekerini yükseltmeleridir.

Günümüzde diyabet ve şişmanlık gibi enerji alımının kısıtlanması gereken durumlarda kullanılan çeşitli tatlandırıcılar vardır.

1. Besin değeri olan, enerji içeren tatlandırıcılar : Sukroz, glikoz, fruktoz, mısır şurubu, maltoz , maltodekstrin, dekstroz, bal, şeker alkolleri (sorbitol, mannitol, ksilitol, maltitol, eritritol, laktitol, isomalt), diğer şeker alkollerinden hidrojene edilmiş nişasta hidrolizatı.

2. Besin değeri olmayan, enerji içermeyen tatlandıcılar : Sakkarin, aspartam, asesulfam potasyum (asesulfam-K), siklamat, alitam, sukraloz.

Bilimsel deneylerde, çay şekeri ya da sofra şekeri olarak bilinen sukrozun, diyetin karbonhidrat içeriğinin bir kısmını oluşturmasının, Tip I ve Tip II diyabetiklerde kan glikoz denetimini bozmadığı gösterilmiştir. Ancak, öğünlerde 5-10 g ya da günde 25-30 g alınan sukrozun kontrollü diyabetik hastalar tarafından tüketilebileceği belirtilmektedir. Tüketilen bu miktar fazladan öğüne eklenmemeli, diyetteki diğer karbonhidratların yerine eklenerek kullanılmalıdır.

Fruktozun, aynı oranda enerji içeren sukroz ve nişastaya göre plazma glikozunu daha az yükseltmesi nedeni ile diyabetik diyet için tatlandırıcı olarak kullanılmasının olumlu olabileceği düşünülmektedir. Bununla birlikte fazla miktarda tüketilen fruktozun (normal tüketilen miktarın iki katı ya da enerjinin %20'si olması halinde) serum kolesterolu ve LDL kolesterolü üzerine olumsuz etkileri bilinmektedir. Burada söz ettiğimiz fruktoz, tatlandırıcı olarak satılan fruktozdur. Diyabetikler için, fruktozu doğal olarak içeren meyve ve sebzelerin kısıtlanmasına gerek yoktur.

Sukroz ve fruktozdan başka, mısır şurubu, meyve suyu ya da meyve suyu konsantresi, bal, dekstroz ve maltoz gibi enerji içeren tatlandırıcıların diyabetin denetiminde kullanılmalarının yararı ya da zararı olduğu konusunda bilgi yoktur.

Sorbitol, mannitol ve xylitol gibi şeker alkollerinin oluşturdukları glisemik yanıt sukroz ve diğer karbonhidratlara göre daha düşüktür. Yenibilen nişastanın hidrojenasyonu ve kısmen hidrolizi ile nişasta hidrolizatları oluşur. Kalorik değeri çeşitli olmakla birlikte, genelde şeker alkollerinin yaklaşık 1 gramının kalori değeri yaklaşık 2 iken, diğer karbonhidratların 1 gramının kalori değeri 4'dür. Şeker alkollerinin aşırı kullanımının (25-50 g/gün) laksatif etkisi vardır.

Besin değeri olan ve enerji içeren tüm tatlandırıcılarla birlikte öğün planlanırken, karbonhidrat içerikleri ve enerji değerleri göz önünde bulundurulmalı, kan glikoz düzeyine etkileri olduğu unutulmamalıdır.
Sakarin, aspartam, asesulfam-K ve sukraloz gibi besin değeri olmayan tatlandırıcılar FDA (Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi) tarafından kullanılması uygun bulunan tatlandırıcılardır. Günlük olarak belirlenen güvenli alım sınırını aşmamak kaydıyla tüketilmelerinde bir sakınca yoktur. İnsanlarda, siklamata bağlı mesane tümörleri konusunda bir veri olmamasına karşın bir süre yasaklanmış, daha sonra da tüketimine sınırlandırılarak izin verilmiştir.

Bugün için sağlığa hiçbir zararı olmadığı bilinen aspartam, sakarin ve assulfam K gibi besin değeri olmayan tatlandırıcılar, yiyeceklerin ve içeceklerin tatlandırılmasında, yeterli ve dengeli beslenme kapsamında belirli ölçülerde kullanılmaktadır. Ancak tatlandırıcıların kullanılması çocuklar ve gebelerde sakıncalıdır. Aspartam içeren tatlandırıcılar da, fenilketonürili hastalar tarafından tüketilmemelidir.

Toplumumuzda yaygın olarak tüketilen tatlandırıcıların gereksiz kullanımlarını önlemek ve kullanılabilecek miktarlarının belirlenmesi için kullanılmadan önce mutlaka bir diyetisyene danışılmalıdır.

Buna göre, Türkiye' de bulunan ve sıklıkla kullanılan tatlandırıcılardan bir kaçının günlük olarak maksimum kullanım miktarları (kabul edilebilir günlük alımları) ise şöyledir:

Tatlandırıcı Türü   Maksimum Doz (mg / kg / gün)
Sakarin                                               2,5
Aspartam                                           40
Asesulfam-K                                       15
Siklamat                                              11

 

Karbonhidrat Sayımı , Karbonhidratlı Besinler

Karbonhidrat Sayımı Nedir?

Karbonhidrat sayımı kan şekerini etkileyen besinlerin tüketilmesinin ne kadar insulin ile eşleşeceğini belirleyen bir metottur.

Karbonhidrat sayımını öğrenmek öğünde tüketilen besinlerle ilişkili esneklik sağlar ve kan glikoz kontrolünü sağlar. Yediğiniz besinin tipinde ve miktarında değişiklik yapmanıza ve bu değişikliklere göre insulin dozunu ayarlamanıza olanak sağlar.

Karbonhidrat sayımı yapmak için öncelikle hangi besinlerin ne miktarda karbonhidrat içerdiğini bilmeniz gerekmektedir. Bunun için faydalanacağınız kaynaklar;

1. Sağlıklı beslenme piramidi
2. Besin etiket bilgileri
3. Besin bileşim tabloları

Karbonhidrat sayımını öğrenirken diyetisyeniniz ile birlikte karbonhidrat/insulin oranını belirlemeniz gerekmektedir.

Karbonhidrat / insülin oranı, öğün sonrasında kan şekeri düzeyinizi öğün öncesindeki düzeylere döndürecek olan insülin miktarının belirlenmesidir. Ancak bunun için öğün öncesi ve tokluk kan şekerinizin mutlaka hedeflenen düzeylere ulaşmış olması gerekir. Hedef kan şekeri değerlerine ulaşmadan hesaplanan karbonhidrat insülin oranının kullanılması kan şekeri ayarınızın daha da bozulmasına neden olacaktır.
Örnek;
Kahvaltıdan önce kan şekeriniz 100 mg/dl iken kahvaltıda 45 gram karbonhidrat tükettiniz ve 3 ünite hızlı etkili insulin (Humolog veya Novorapid) yaptınız.

Kahvaltıdan 2 saat sonra kan şekeriniz 108 mg/dl buldunuz. Ve bu kontrolü birkaç kahvaltı için tekrarladığınızda kan şekeri ölçüm sonuçlarınız hep hedef sınırlar arasındaydı. Buna göre 45 gram karbonhidrat ÷ 3 ünite insülin = 15
Her 15 gram karbonhidrattan kana geçen şekerinin kontrolü için 1 ünite insulin kullanmanız gerekmektedir. Karbonhidrat / insulin oranı= 15 gram / 1 ünite insülin

Böylece,
Eğer bir öğle yemeğinde 75g karbonhidrat içeren besin tüketmek durumunda kalırsanız 5 ünite hızlı etkili insulin kullanmanız gerekecektir.

Karbonhidrat / insulin oranı kişiden kişiye ve öğünden öğüne değişiklik gösterir. Kendinize ait karbonhidrat / insulin oranını belirlemeniz için ana ve ara öğünlerde tükettiğiniz besinleri listelemeniz ve ayrıca besini tüketmeye başlamadan önce ve 2 saat sonra kan şekerinizi ölçerek sonuçlarını kaydetmeniz gerekmektedir. Daha sonra bu kayıtları yorumlamak üzere diyetisyeniniz ile görüşmeniz uygun olacaktır.

Hangi Besinler Karbonhidrat İçerir ?
Birçok besin karbonhidrat içerir. Tüm nişastalı besinler, çoğu süt ürünü, tüm meyveler ve meyve suları, bazı sebzeler ve şeker ilave edilerek hazırlanmış besinler kan şekeriniz yükseltebilen karbonhidrat içeriğine sahiptir.

Sağlıklı Beslenme Piramidi (Türkiye Diyabet Vakfından sağlanabilir) çeşitli besin guruplarını ve bu grupta yer alan besinlerin içerdiği karbonhidrat miktarını gösterir.

· 1 Nişasta seçeneği 15 gram karbonhidrat içerir.
· 1 Meyve seçeneği 15 gram karbonhidrat içerir.
· 1 Süt seçeneği 12 gram karbonhidrat içerir.

Diyabette Posanın Önemi

Posayla diyabetsiz yaşam

Şeker hastalığını kabaca iki grupta incelemek mümkündür: Tip-1 diyabette vücutta yeteri kadar insülin yoktur. Tip-2 diyabette ise yeteri kadar insülin vardır ancak vücutta bu insülinlere karşı bir direnç söz konusudur. Bir başka deyişle tip-2 diyabette vücut mevcut insüline direnç gösterir ve insülin aktivitesini gösteremez.

Posa içeriği yüksek besinlerle beslenen toplumlarda, insüline bağımlı olmayan tip II diyabet görülme sıklığı birçok araştırmaya göre daha az bulunmuştur. Glisemik indeksi düşük olan posa, kompleks yapıda bir karbonhidrat türü olduğu için kan şekerini daha yavaş yükselterek, daha uzun süre kan şekerini regüle eder. Yüksek posalı diyetler, tip II diyabet tedavisinde insüline gereksinimi azaltmakta, dokuların insüline duyarlılığını arttırmaktadır. Yani posa vücudun insüline karşı gösterdiği direnci kırar. Bu gibi nedenlerden dolayı gerek tip II diyabetli bireyler gerekse tip II diyabet riski taşıyan bireyler diyetlerinde yeterli posaya yer vermelidirler.

Posayı Hangi Besinlerden Karşılıyoruz?
Diyetle alınan posa başlıca kurubaklagiller (nohut, mercimek, barbunya, kuru fasülye), tam tahıllı ekmekler, sebzeler, meyveler ve tahıllardan karşılanır. Günlük diyetle yaklaşık olarak 20-30 gr. kadar posa alınması uygun görülmekte olup 4 besin grubundan yeterli ve dengeli beslenmek ve aşağıdaki bazı önerileri uygulamak bu posa gereksinmenizi karşılamanıza yardımcı olacaktır. Diyet posasının bu miktarlardan çok daha fazla tüketilmesi besinlerle alınan birtakım besin öğelerinin vücutta kullanılmasını önleyerek olumsuz etki gösterebilir. Bu nedenle faydalı diye düşünüp çok miktarda almak veya posa ihtiva eden haplar kullanmak sağlığı olumsuz etkileyebilir.

İşte sağlık içi faydalı olan posa alımını arttırma yolları :

• Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin.
• Kabuğu ile yenilebilen sebze ve meyveleri soymayın.
• Çiğ tüketilebilen sebzeleri çiğ tüketin.
• Haftada en az iki kez kurubaklagil tüketin.
• Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekleri tercih edin.
• Makarna tercihinizi kepekli makarnadan yana kullanın.
• Mümkün olduğunca piriç pilavı yerine posa içeriği daha yüksek olan bulgur pilavı tüketin.
• Yaptığınız omletlere çeşitli sebzeler ekleyin.
• Meyve suları yerine meyvelerin kendisini tüketin.
• Yemeklerinizi mümkün olduğunca buharda haşlanmış sebzelerle servis yapın.
• Kahvaltıda zaman zaman kahvaltılık gevreklere yer verin.
• Çorbalarınızı posa içeriği yüksek mercimek, nohut ve diğer baklagiller kullanarak hazırlayın.

- Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir -

331
0
0
Yorum Yaz